BANNERLERİM

küresel ısınma

FOK KATLİAMINA DUR DEYİN!

Stop the Seal Slaughter
Related Posts with Thumbnails
HAYVANLARIMIZ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
HAYVANLARIMIZ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Kasım 2009 Cumartesi

10 Rica



[img]http://img197.imageshack.us/img197/7894/311720071022121053jtvcm.gif[/img]
10 RİCA

1- Benim hayatım 10-15 yıl sürer. Senden ayrılığım bana acı verir. Beni almadan önce bunu düşün.


2- Bana, senin benden istediklerini anlayacağım bir süre ver.


3- Benim içimde sevgi duygusu uyandır, ben bununla yaşarım.


4- Bana hiç bir zaman uzun süreli darılma ve cezalandırmak için bir yere kapatma. Senin hayatında iş, eğlence ve arkadaşların var. Benim hayatımda ise sadece sen varsın.


5- Arada sırada benimle konuş. Sözlerini anlamasam bile bana yönelttiğin sesini anlarım.


6- Bana daima nasıl davranılması gerektiğini bil. Ben hiç bir zaman unutmam.


7- Beni dövmeden önce aslında dişlerimle kemiklerini un ufak edebileceğimi, ancak asla böyle bir yola başvurmayacağımı düşün.


8- Beni "isteksiz, tembel ve inatçı" diye azarlamadan önce düşün: Belki yediğim yemek dokunmuştur, belki güneşin altında uzun zaman kalmışımdır veya halim kalmamıştır.


9- Yaşlandığımda benimle ilgilen, bir gün sen de yaşlanacaksın.


10- Her zor anımda yanımda ol, "benim içim kaldırmaz" veya "ben görmeden olsun" deme, çünkü benim için her şey seninle birlikte daha kolay.

Hayvanlar ne konuşur?



Karlar erimeye başlar başlamaz, ormandaki sessizlik kaybolur, kuş cıvıltıları başlar. Kuşlar ormanı pay etmektedir. Bir alanı ele geçiren bir kuş hemen ötmeye başlar, bu diğer kuşlara bir mesajdır ve anlamı şudur: "Benim alanıma giren kuşun vay haline!".. Erkek ve dişi kuşların ses organı aynı ise de (sirinis), ekseri erkek kuş öter. Bu "seranatlar" ne kadar farklı olsa da hepsinin anlamı aynıdır: " Bekarım, hayatımın
baharındayım ve bir parça toprağım var." Çit kuşlarının erkeği bu mesejı bir günde 2.340 kez, ağaç Pipit kuşları ise 3.377 kez tekrarlar. Bu şarkılar sayesinde dişiler yuva kurmak isteyen erkekleri bulur. Dişisini bulup yuva kuran erkek kuşlar, artık fazla ötmez. Bir hayvan, yaşadığı alana başka hayvanların girmesini istemez: bir diğer deyişle, sınırlarını çiğnetmez, Hayvanların sahip çıktıkları alanlar çok küçük olabildiği gibi, hayli geniş de olabilir, Bir martı, ortasında yuvası bulunan küçük bir dairenin içinde yaşar. Bu dairenin çapı, martının yuvasından ayrılmadan bir başka martıyı gagalamasına yetecek kadardır. Ketenkuşu benzeri bazı küçük kuşlar, 10-250 m karelik alanları korurlar. Bülbülün alanı daha da geniştir: 1.200-2.000 metrekare. Morina balıklarının erkekleri, dişilierin yumurta dökme zamanından bir ay önce uygun bir yer seçerler ve kısa kalın homurtular çıkararak, o alana başka erkek morinaların girmesini önlerler. Uluyan maymunlar, ise Stentoru (HomerIn İlyadasın daki sesi gür şarkıcı) kıskarndıracak ulumalarla yaşadıkları alana başkalarını sokmayacaklarını ilan ederler. Sevimli küçük bir tundra hayvanıolan kır faresi yakında bir başka kır faresi görünce "sinirlenir". Eğer istilacı, bunu anlayıpda çıkıp gidere ne ala, yoksa çatışma kaçınılmaz olur, ikisi karşılıklı geçip, birbirlerini tehdit edici seslerle korkutmaya çalışırlar.

Böcekler de öyle "fazla samimiyet"ten hoşlanmazlar. Çekirgeler ve ağustosböcekleri, kendi alan hakları çiğnenince cır cır ötmeye başlarlar. İlginçtir ki, suda olsun, karada olsun hayvanlar arasındaki çatışma belli bir seremoniye göre yapılır. Hayvan belli bir biçim alır ve belli
hareketler yapmaya başlar, bu sıra da önce ihtar edici, sonra tehdit edici sesler çıkarır. Böylece alan hakları çiğnenen hayvan, istilacıya kaçıp gitmesi için bir şans tanır. Barışı korumak için bütün bu çabalara rağmen, bazen çatışma kaçınılmaz. Bu tip kavgalar kısa sürer. En büyüğünden en küçüğüne bütün havvanlar dünyasında bu durumda, ilk hücumdan sonra genellikle istilacı tabanları yağlar, alanın sahibi de şöyle yalandan onun peşine düşüp biraz kovalar, bu kovalamaca sırf gösteriş içindir. Ornitolog (kuş uzmanı) Konstantin Blagosklonof, 100 kadar deneyden sonra şöyle bir doğa yasası bulmuştur: alan için yapılan kavgaları, daima alanın "ilk sahib"i kazanmaktadır. Bir alana diğerinden önce gelmiş olmak, büyük bir psikoloJik avantaj olarak ortaya çıkmaktadır. Bir sinekkapan kuşu, yuvası ile birlikte alınıp bir başka alana götürülürse, roller değiştirilip de; Sahip, istilacı ve istilacı, sahip durumuna getirilince, az önce savaşı kazanmış olan "eski sahip "bu kez" yeni sahip"e yenilmektedir. "Sahip"lerin kazanmasının bir nedeni de komşularının, istilacıyı kovmakta kendilerine yardımcı olmalarıdır. "Kara" Denizi (Kuzey Buz Denizine açılır) kıyısındaki Yamal Yarımadasında yapılan deneylerde, kırmızı gerdanlı pipit kuşlarının, davetsiz konukları komşularının yardımı ile kovdukları saptanmıştır. Beyaz kuyruksallayan kuşları da büyük bir dayanışma içindedir: her alanda bir erkek yaşar, herhangi bir alana "saldırı" olursa, komşu alanlardaki erkek kuşlar uçarak

gelir ve daima üç kuş birlereşerek düşmana saldırır.
Söğüt baştankara kuşları ve İsridye yiyici kuşlar, yuva yapmadan önce zamanlarının %42sini alan korumaya harcarlar, yuva kurduktan sonra ise çok daha uslanırlar. Ortak düşman belirince aile kavgaları bir yana bırakılır, düşmana tek yumruk gibi saldırılır. Tehlikenin yaklaştığı, bir alarm sinyali ile belli edilir, her hayvan bu sinyali değişik bir şekilde verir: bahçe karıncaları karınları ile toprağı döver, ağaçkurtları çürümüş oduna vururlar. Bir tehlike yaklaşınca, onu ilk gören kuş heyecanlanır ve yuvasına alarm sinyalleri göndermeye başlar. Küçük kemirgenlerden çayır köpekleri, köstebekler ve suslikler, tehlike yaklaşınca keskin ıslıklar çalarlar. Uzunkuyruklu Sibirya suslikleri,
bir tilki, kurt veya kutup porsuğu görünce kısa, yırtıcı bir kuş görünce uzun çığlıklar atmaya başlarlar; yırtıcı kuş yere konmnak üzere ise, Çığlıklar her 8 saniyede bir atılır.

Cüce sincapların da üç farklı tip çığlık attıkları bilinmektedir. Tavuklar 7 çeşit sinyal vererek, yaklaşan düşmanın cinsini, uzaklığını ve yönünü birbirlerine haber verirler. Sığırcık kuşu kedi görünce başka, insan görünce başka sinyal verir. Serçe benzeri bazı kuşlar bir şahin,
çaylak, kerkenez ve hatta karga veya guguk kuşu görünce alarm sinyalleri verir. Yılanın tıslaması zararsız ise de düşmana, o müthiş yılan zehrini hatırlatır. Zehirsiz yılanlar da tıslayarak
düşmanlarını kaçırtır. Tıslama öylesine korkutucu bir silahtır ki, kertenkeleler, özellikle iri monitör kertenkeleleri, kediler, denizaslanları, baştankara kuşları, kazlar, keçi sütü amen kuşları tıslarlar. Fakat tıslamanın en büyük ustası, ağaçkakanların akrabası boyunçarpıtan kuşlarıdır. Hayvanların yumurta ve yavrularını korumadaki kahramanlığı görülecek şeydir: saksağanlar ve alakargalar yuvadaki ysvruların alarm sinyalini alır almaz, uçarak gelir ve düşmanı gagalamaya başlarlar, orman bu kuşların çığlıkları ile dolar. Tavşanlar sanıldığının aksine ne korkaktır, ne de yavrularını ihmal eder; yavrularının sesini duyunca onlara koşar, ana tavşana ne yapsanız yavrularını bırakmaz. Düşman gelince, ana tavşan yavrularını kurtarmak ıçın dikkati kendi üstüne çekmeğe çalışır: yatar, kalkar, sürünür, horuldar, yerleri döver. Ana tavşan çaylak, şahin ve kargalara karşı cesaretle dövüşerek yavrularını korur.

Ana tilkiler de yavrularını canı pahasına savunur. Kazakistanın Karaganda bölgesinde bir çam ormanında, bir tilki inindeki yavruları çıkarmak isteyen köpeğin, ana tilkinin saldırısına uğradığı görülmüştür. Boğuk çığlıklar atarak: ininin etrafında dönen ana tilkiyi, köpek defalarca ormana kovalamış, her keresinde ana
tilki dönüp çığlıklarına devam etmiştir. Sonunda köpek, yorgunluktan ölü gibi bir halde inle uğraşmaktan vazgeçmiştir.

Hayvanlar arasında bir çeşit "esperento" vardır: Afrika toynaklı memelileri, karışık türler halinde otlarlar ve bir türün alarm sinyali, tüm türleri kaçırır. Maymunlarda da durum böyledir. Bir karga, uzaktan bir insan görünce uzun bir "ka-a-a" sesiyle takırdar ve anında tüm kargalar havalanır. Ekin kargaları ve cüce kargalarda da durum buna benzer. Bir avcı ormana girer girmez tüm saksağanlar gevezelğe başlar, aynı zamanda geyikler, yabandomuzları vb. kaçmaya koyulur. Kuşlar tehlikeyi tüm hayvanlara haber verebilir, bunun için kısa aralarla kısa sesler çıkarırlar.

Dr. Selçuk Aslan
Bilim Teknik - Nisan 1984

ALINTIDIR

Dostlarımızın talepleri


1. Ailenizin tam üyesi olmak hakkımızdır. Sosyal ilişkilerimizde başarılı olabilmemiz için; övülmeli, sevilmeliyiz.

2. Doğru uyaranlara sahip olmalıyız. Yeni oyuncaklara, oyunlara ve deneyimlere gereksinimimiz var ve en önemlisi kendimizi mutlu duyumsayabilmemiz için yeni kokularla tanışmalıyız.

3. Düzenli olarak egzersiz yapmalıyız. Yapmazsak; hiperaktif, miskin yada şişman olabiliriz.

4. Neşeli bir yaşamımız olmalı. Bazen çok yaramaz olabiliriz, masum yaramazlıklarımızı davranış bozukluğu olarak algılamayın ve bizden her zaman için tahmin edilebilir davranış beklemeyin bizler robot değiliz, emir eri hiç değiliz.

5. Yaşam kalitemizin yüksek olması için sağlıklı kalmalıyız. Lütfen Veteriner Hekimimizle çok iyi arkadaş olun ve dost kalın.

6. İyi beslenmek en doğal hakkımız. Bizler bizim için neyin iyi olduğunu bilmeyiz, tıpkı bazı insanlar gibi. Seçiminize güveniriz.

7. Bizler reddedilmekten, itilip kakılmaktan hoşlanmayız, bizi aşağı görmeyin, refüze etmeyin. Çünkü gösterişli gurur duyacağınız köpekler, kediler olabilmemiz için önce size sonra kendimize güvenmeliyiz. Bizlerin iyi bir bekçi, bebek bakıcısı, avcı olmamızı istiyor ve bunu bizden bekliyorsanız; varlığımıza, yaşama haklarımıza saygı göstermelisiniz.

8. İyi bir eğitim almak hakkımızdır. Almazsak aramızda iyi bir ilişki gelişmeyeceği gibi kendimiz ve sizin için tehlikeli olabilecek şeyler ortaya çıkabilir.

9. Rehberliğiniz, yanlışlarımızı düzeltmeniz gereksinimiz ve hakkımız. İlişkimiz tamamen bizi anlamanız ve bize karşı merhametli davranmanız üzerine kurulmalıdır.

10. Sizler gibi onurlu yaşamak, zamanı gelince de onurlu bir şekilde ölme hakkımız olmalıdır.

Evet, dostlarımız 10 maddelik bir bildirge ile temel gereksinimlerini açıklamışlar; gerisini siz düşünün demişler.

ALINTIDIR

Hayvanlara yönelik şiddet: Bir Psikolojik Degerlendirme


Hem gecmiste hem de gunumuzde, gerek bireysel gerekse toplumsal boyutta sık sık karsi karsiya gelmek zorunda kaldigimiz siddet olgusunu tanimlamak oldukca zordur. Ancak ne yazik ki korkutma, iskence ve hatta oldurme duzeyine kadar varan siddet turleri, gundelik yasantimizin ayrilmaz birer parcasi hâlindedir.

Aslinda siddet egilimi, dogustan gelen bir ozellik degildir; cunku bir insanin kisiligi sosyal, siyasal, ekonomik ve ideolojik kosullardan bagimsiz dusunulemez. Bu kosullar, kisiyi sorunlarini konusarak cozme yeteneginden yoksun birakmis olabilir; ornegin siddete taniklik etmis ve bunun kabul gordugu bir ortamda yetismis bir cocuk, bunu sorun cozmede ve dolayisiyla yaratmada dogal bir secenek olarak gorebilir. Cocuk, belki once oyuncaklarina uygulayarak basladigi siddet yasantisini, daha sonra mahallesindeki hayvanlarla devam ettirebilir.

Siddeti ve sonuclarindan biri olan hayvanlarin maruz kaldigi iskence ve katliamlari anlayabilmek icin, butun bunlarin temelinde yatan ofke duygusunu ve saldirganlik durtusunu incelemek yararli olacaktir. Adler, ofkenin insandaki guclu olma egiliminin ve egemenlik hirsinin bir simgesi oldugunu belirtmistir. Bazi toplumlar baska toplumlar uzerinde, bazi insanlar baska insanlar uzerinde ve/ya da onlardan kacip korunmak bakimindan daha sanssiz olan hayvanlar uzerinde egemenlik kurarak, kendilerince ideal bir dunya kurmaya calisirlar.

Freud'a gore saldirganlik, olum icgudusunun bir ifadesidir. Freud yikici ozellikte olan olum icgudusunun, kiside oz yikima yol acmamak icin buyuk olcude dis dunyadaki nesnelere yoneltildigini belirtmektedir. Saldirganlik durtuleri, zararsiz bicimlere cevrilerek de (ornegin sanat ya da spor gibi yollarla) disariya yoneltilebilir. Elbette bu, gerceklesmesini arzuladigimiz durumdur ve bunu basarabilmis kisiler, zaten bu yazinin konusu olmaktan cok uzaktir.

Olum icgudusunun ve dolayisiyla saldirganlik durtulerinin herkeste var oldugunu kabul etsek bile, aslinda kisiler arasindaki ofke ve saldirganlik duzeyi farklarini ortaya cikaran, ogrenme yasantilarindaki ve kultur yapisindaki farkliliklardir. Sosyal Ogrenme Kurami'nin mimari olan Bandura, saldirgan davranisin iki temel ogrenme turu araciligiyla kazanildigini belirtmektedir: Kisi yapilmasi gereken davranislari, yol actigi tepkilerin sonuclarindan ve baskalarinin davranislarinin sonuclarini gozleyerek ogrenir. Dolayisiyla saldirganlik, bireyin toplumsallasma sureci icinde ogrenilmektedir. Siddetin toplum tarafindan nasil sunuldugu ve nasil karsilandigi da onemlidir; cunku kabul goren siddet de adeta yasal bir kimlik kazanmakta ve sorun cozmenin dogal bir araci olarak gorulup onaylanmaktadir. Bu kurama gore saldirganlik kadar saldirgan olmama davranisi da ogrenilebilir bir davranis bicimidir.

Iletisim teknolojisindeki hizli gelismeler sonucunda kitle iletisim araclarinin cok yaygin olarak tuketilmesi, bu araclarin toplumlari etkisi altina almasi bu konuyu daha fazla on plana cikarmaktadir. Ornegin hayvana yonelik siddet, bu araclarda, ozellikle de gazete haberlerinde hakli yerini alirken; televizyonda hayvan sevgisinin yuceltildigi programlara cok az rastlanmaktadir. Hemen her konuda oldugu gibi, yapilan programin izlenme kaygisi, canlilari koruma kaygisindan onde tutulmaktadir.

Toplumsallasma sureci cercevesinde gerek cocukluk doneminde, gerekse yetiskinlik doneminde kitle iletisim araclarinin etkisiyle saldirganlik davranislarinin kolaylikla ogrenildigini bilmekteyiz. Aslinda bunun tam tersi de gecerli olabilirdi; yani bu araclar sayesinde insanlara hayvan sevgisinin asilanmasi daha kolay olabilir ve dolayisiyla hayvana yonelik siddet haberleri de buna bagli olarak azalabilirdi. Oysa ulkemizden bir ornek vermek gerekirse, en buyuk kanallardan birinde her gun kadin programi yapmakta olan bir bayan, yanli bir din adamindan da destek alarak, insanlari hayvan beslememeleri ve hatta sevmemeleri yonunde tesvik edebilmektedir.

Isin ozunde, ofke de diger pek cok duygu gibi insanin kendisini ifade etmesinin bir bicimidir. Bu ifade biciminin, baskalarina zarar verme noktasina gelindiginde, ozellikle de siddete dokuldugunde istenmemesi, onaylanmamasi ve gormezden gelinmemesi gerekir. Oysa ozellikle hayvanlara yonelik siddet, insan nufusunun coklugu goz onune alindiginda gorece az bir kesimin dikkatini ve hakli ofkesini cekmektedir. Bu siddet hep suregeldigi hâlde, sadece vahim boyutlara ulastigi zaman kamuoyundan buyuk ilgi gormektedir. Hayvanlarin hak ettikleri bicimde yasama hakkini savunanlar, genellikle bir takim vaatlerle gecistirilmekte, sorumluluk tasimasi gereken merciler baskalarini suclamakta (kimse sorumluluk almadigi icin hayvan katilleri de cezasiz kalmaktadir), pek cok siradan vatandas ise hayvanseverligi insansevmezlik olarak etiketlemekte ve dunya sadece bizlere, iki ayakli canlilara aitmis gibi hayvanlar icin canla basla ugrasan, hic yoktan mucizeler yaratmaya calisan dernek ve girisimleri kucumsemektedir. Bizler de bu durum karsisinda, "evlerinde beslemiyor olsalar da; sokakta yururken gormezden geliyor olsalar da; medya kanaliyla haberdar olduklari, baslarina gelen inanilmaz acilara ve adeta alistirilmaya calistigimiz katliamlara kayitsiz kalsalar da", en azindan 'sevmesinler ama zarar da vermesinler' dusuncesini tasimak zorunda kaliyoruz. Oysa hep insanlararasi iletisimden soz ederken kullandigimiz empati (esduyum) sozcugunun diger canlilar icin de gecerli olmasi gerekmez mi?

Empati, baskalarinin duygu ve dusuncelerinin ve bunlarin olasi anlamlarinin farkinda olmak; karsisindakinin duygu ve dusuncelerini kendi icinde yasayabilmektir. 'Kendini baskasinin yerine koymak' ifadesiyle anlatilmak istenen durumdur empati. Ornegin, ozellikle evini bir ya da birden cok hayvanla paylasarak buyumus insanlar, kendilerini bir hayvanin yerine koymakta zorlanmazlar. Dunyanin kendi turunden baska canlilarin da yurdu oldugunu, onlarin da bizim gibi duygulari oldugunu anlama kapasitesine sahip bireylerde de, degil hayvanlara zarar vermek, empatiyle kurulan duygu ve dusunce paylasimina uygun tepkiler gostereceklerdir (zor durumda olanlara yardim etmek gibi).

Empati'yi daha iyi anlayabilmek icin, insanin psikolojik gelisimine bakmak gerekir. Bir cocuk biriktirilmis ofkesini davranisa donustururken, zihinsel niteliklerinden dolayi sadece an'i yasar; davranislarinin olasi sonuclarini dusunemez. Yaklasik olarak ergenlikte ortaya cikan soyut dusunme becerisi elde edilinceye kadar, insan kendini evrenin merkezinde algilar. Evrenin merkezine kendini koyan insanin en onemli ozelliklerinden biri paylasamamaktir. Dunyayi sadece kendine ait sanan insanlarin yasadiklari en buyuk yanilgi da budur: Kendini evrenin merkezinde sayip, dunyasini kimselerle paylasamamak. Oysa ben merkezciligin cok kucuk yaslarda terk edilip, sosyal ben'in kurulmasi zamani gelmistir. Sosyal ben'i gelismemis birey ise paylasmayi, empati kurmayi, kendine ve baskalarina deger vermeyi ogrenemez. Cogunlukla bu basit ve siradan gozuken siddet oncesi davranis kaliplari (gelecekteki tutum olarak siddet egiliminin kokenlerini olusturdugu unutulmamalidir) gucsuz yasitlara, kendinden kucuklere ve elbette korunmasiz hayvanlara uygulamaya baslanir. Bu davranislar, oncelikle ebeveynin yanlis davranis ve tutumlariyla beslenerek guclenir. Gercek bir sevgi ortaminda, yani aile uyelerinin birbirlerine sevgi ve saygi duyduklari, dogaya ve butun canlilarina sevgi ve saygi duymanin ogretildigi ve yuceltildigi bir aile ortaminda yetismis bir cocugun sosyal ben'i cok daha kolay gelisir. Aile, okul, sosyal cevre ve kitle iletisim araclarinin bireyin yasaminda tasimasi gereken en onemli deger, onun kendisini tanimasini saglamaktir. Bireyin sorunlarini siddete yonelerek cozmesini giderebilmek icin, toplumsal yasam icinde once bireyin kendini tanimasi saglanmalidir. Kendini tanimak ve empati kurabilmek, siddetin en buyuk dusmanlarindandir.

Siddete basvurulurken kullanilan temel bilincalti savunma mekanizmalarindan biri de farkliliga karsi duyulan hosgorusuzluktur. Bu hosgorusuzlugun siddete donusmesi, kabullenmenin gerceklesmemesi ile dogrudan iliskilidir. Kendi turunden baska canlilarin varligini ve onlarin da yasama hakki oldugunu kabullenemeyen, dolayisiyla onlarin da kendisi gibi aci ceken varliklar oldugunu dusunmeyen ya da bunu onemsemeyen kisiler yolda yururken karsisina cikan bir kediyi rahatca tekmeleyebilir; bir kopegi canli canli topraga gomemebilir; ayakkabisi bir sokak kopegi tarafindan alinan bir imam, o kopegi bulup vurabilir. Hatta bir gun coplugun birinde yuzlerce hayvan olusuyle karsilasabilirsiniz. Butun bunlar ne din'le, ne geleneklerle, ne ahlakî ilkelerle, ne de yasalarla bagdasamayacak davranislardir. 2004 yilinda kabul edilmis bir Hayvanlari Koruma Kanunu oldugu hâlde, bu davranislarin onune gecilememektedir.

Elimizdeki kanun bile bazi insanlari, hayvanlarin da bizler gibi yasama hakkina sahip olduguna, sahipsiz hayvanlarin da sahipli hayvanlar gibi yasamlarini desteklemek gerektigine, onlara kasitli olarak kotu davranilamayacagina, iskence yapilamayacagina ve onlarin her turlu kotu muameleden korunmasi icin onlem alinmasi gerektigine ikna edememistir. Bu kanuna ragmen, hayvana yonelik siddet ve teror durmamakta ve her gun yurdumuzun dort bir yanindan gelen haberlerle sarsilmaya devam etmekteyiz.

Hayvanlara uygulanan siddet ve terorun onune gecebilmek icin, elimizdeki en onemli destek, yeni nesillerdir. Onlari ne kadar hayvan sevgisi ve empati duygusuyla kusatirsak, gelecege de o kadar umutlu bakabiliriz. Elbette akranlarimiz ve buyuklerimiz icin de hicbir zaman gec degildir. Egitimin en guzel yanlarindan biri, insanin yasaminin sonuna dek devam edebilmesidir. Kitle iletisim araclarinin en etkin bicimde kullanilmasi ise hem yasamizi guvence altina alir, hem de bireysel cabalarimizla ulasamayacagimiz denli kalabalik bir kitleye sesimizi duyurur.

Hak edilmis butun guzellikler, dogayi ve icinde barindirdigi butun canlilari seven bizlerin en yakinimizdakilerden baslayarak genis kitlelere acilan katkilariyla baslar. Her sey bizimle baslar.


Uzm. Psk. Ece Comert

ALINTIDIR

Haycanlarımızın burçları

KOÇ BURCU 21 MART-20 NİSAN

Koç burcu kedi ve köpekler her zaman enerji doludur. İlgiye çok düşkündürler, sevilip okşanmayı severler. Aslında böyle hiperaktif hayvanlarla ilgilenmek sizi biraz zorlayabilir. Özellikle de itaat etmeyi öğretmek konusunda zorlanabilirsiniz.



BOĞA BURCU 21 NİSAN 21 MAYIS

Boğa burcu kedi ve köpekler son derece sakin bir yapıya sahiptir. Buna karşılık, üzerlerine gelindiği zaman bir anda değişirler ve asla mücadeleyi bırakmazlar. Bu hayvanlar dışarıda olmayı severler, uyumak mı oyun mu derseniz uyumayı seçerler. Yemeyi sevdikleri için kilo problemi yaşayabilirler.



İKİZLER BURCU 21 MAYIS 20HAZİRAN

İkizler burcu hayvanlar meraklı, dost canlısı ve enerji doludur. Bu burcun köpekleri çok havlayabilir. Yalnız kalmaktan nefret ederler, eğer imkanınız varsa onlarla oyun arkadaşı olması için ikinci bir hayvan almanız iyi olur. Kapınızı her zaman kapatmayı unutmayın, yoksa yeni arkadaşlar bulmak için kaşla göz arasında kaybolurlar. İkizler burcu hayvanları herkesin arkadaşlığından keyif alırlar.



YENGEÇ BURCU 21 HAZİRAN 21TEMMUZ

Bu burcun hayvanları son derece hassastır. Yüksek sesten yada kendilerine bağırılmasından nefret ederler. Başkalarının varlığından bir anda rahatsız olabilir ve sakin bir ortama çekilmeyi tercih edebilirler. Rutinlerinin değişmesi yada eve yabancı birinin gelmesi saatlerce yada günlerce ortadan kaybolmalarına bile neden olabilir. Evi başka hayvanlarla paylaşmayı sevmedikleri gibi, evde yalnız bırakılmaktan da hiç hoşlanmazlar. Bu burçtan olan hayvanınızı evde yalnız bırakırsanız evdeki dağınıklığa da hazır olmalısınız.



ASLAN BURCU 22 TEMMUZ 21 AĞUSTOS

İşte kral ve kraliçelerin burcu. Bu burcun hayvanları kendilerini kraliyet ailesinden gelmiş gibi hissederler. Lider olarak doğmuşlardır ve kısa sürede kendilerini takip edecek bir grubu toplayabilirler. Bu burçtan hayvanlar çocukları çok severler ve aynı zamanda çok koruyuculardır. Onlara şefkatli davrandığınızda canlarını vermekten çekinmezler.



BAŞAK BURCU 22 AĞUSTOS 21 EYLÜL

Bu burcun hayvanları oldukça dosttur ve altıncı hisleri çok kuvvetlidir. Sizin hasta yada mutsuz olduğunuzu hemen anlarlar ve sizi rahatlatmak için yanınızdan ayrılmazlar. Yine de bu hayvanlar oldukça utangaçtırlar ve eve geldiğinizde sizi karşılamak için kapıya koşmazlar.


TERAZİ BURCU 22 EYLÜL 21 EKİM

Terazi burcu kedi ve köpekler uyumlu hayvanlardır ve ilgi görmekten hoşlanırlar. Kendi ilgilerini ise aile fertleri arasında eşit olarak dağıtırlar. Evde yalnız bırakılmaktan hoşlanmazlar. Yemeğe ve yumuşak müziğe düşkündürler. Önlerine ne koysanız yerler ve biraz da tembelliğe meyillidirler. O yüzden onlara düzenli olarak egzersiz yaptırmayı unutmayın.



AKREP BURCU 22 EKİM 21 KASIM

Adil olmak! Akrep burcunun en önemli özelliklerinden biridir. Kötü davranışları unutmaları ve güven duymaları çok zordur. Bu burcun hayvanları diğer hayvanları korkutabilir. Yüklü miktarda enerjileri vardır ve bunu harcayabilmek için bayağı koşmaları gerekir. Kavgaya meyilli hayvanlar oldukları için gözünüzün önünden ayırmayın.



YAY BURCU 22 KASIM 21 ARALIK

Bu burcun hayvanlarını memnun etmek çok kolaydır. Dışarı çıkmayı severler, bu yüzden onları yeterince gezdirmeyi ihmal etmeyin. Akıllı hayvan olmalarına karşın, aşırı heyecanlı oldukları zaman unutkanlıkla karşılaşabilirler. Çok sevecen oldukları için ıslak öpücüklerle karşılanmaya alışın.



OĞLAK BURCU 22 ARALIK 21 OCAK

Oğlak hayvanları daima genç kalır. Bu burcun hayvanları yaşlansalar da yavru köpek yada kedi gibi davranmaya meyillidir. Dayanıklılıkları saatlerce oyun oynamalarını sağlar. Çocuklar için ideal oyun arkadaşıdırlar. Bu hayvanları eğitirken sabırlı olun, yavaş öğrenen bir yapıları vardır.



KOVA BURCU 22 OCAK 19 ŞUBAT

Bu burcun hayvanları son derece kibardır. Kova burcu bir kedi sadece kendi çıkardığı sesi duymak için miyavlar zaman zaman. Son derece akıllıdırlar, ama oldukça da dağınıktırlar. Onları eğitirken sabırlı olmanız gerekir. Emirlere kolay kolay itaat etmezler ve onları zorladığınız zaman tepki gösterirler. Meraklı olmalarıyla da tanınan bu hayvanlar her şeye burunlarını sokarlar.



BALIK BURCU 19 ŞUBAT 21 MART

Kavgadan nefret eden bu burcun hayvanları huzurlu bir ortama ihtiyaç duyarlar. Sizin ruh hallerinizi dikkate alırlar ve hasta olduğunuzda sizi gözlerler. İçgüdüleri kuvvetli olan bu hayvanlar, sizin ne zaman kızgın yada üzgün olduğunuzu anlarlar.

ALINTIDIR

Erkek Kediniz İdrarını Yapamıyorsa Dikkat!

Erkek Kediniz İdrarını Yapamıyorsa Dikkat!

erkek kedilerde daha çok görülen idrar yollarının taşla tıkanması önemsenmezse ölümle bile sonuçlanabiliyor dişilerde nadir görülüyor eğer kediniz çiş kumuna gidip gidip geri dönüyorsa çiş kumunda oturuyorsa acı acı miyavlıyorsa eğilip devamlı pipisini yalamaya çalışıyorsa hiç vakit kaybetmeden vet. götürün eğer geç kalınırsa idrar kana karışıyor ve kurtuluş oldukça zor oluyor ilerlemiş belirtileri ateş, kusma acı acı miyavlama sık nefes alma kısırlaştırılmış yada kısırlaştırılmamış kedilerdede görülebiliniyor bu rahatsızlık bir zaman sonra kendini tekrarlıyabiliyorda kediniz üzerindeki gözleminiz çok önemli bunu kendi bünyeleride yapabiliyor yedirdiğimiz kuru mamalarda bu konuda siz hayvan dostlarını uyarmayı istedim ben bu problemi çok yaşadım sizlerin yaşamaması dileğiyle sizlere ve bütün hayvan dostlarımıza sağlıklı ömürler dilerim

Hayvan geldikten sonra yöneticiler madde ekliyemez

Köpek veya kedi geldikten sonra apartman yönetmeliğine eklenen beslenemez maddesi geçersizdir

Pako'nun Sayfası

Geçtiğimiz haftalarda birkaç kere üst üste komşusunun beslediği hayvandan rahatsız olduğu için tahliye davası açanları duyduk, birçok telefon aldık.

Takip ettiğimiz ve bazısı henüz sonuçlanmayan davalar arasında kendisi zemin katta oturduğu halde 10. kattaki komşusunu şikayet eden de var, artık orada oturmamasına rağmen açtığı davanın peşinde olan da... İstanbul Barosu Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu

Hayvan Hakları Yürütücü Başkanı ve Hayvanları Koruma Derneği Avukatı Ahmet Kemal Şenpolat’la apartmanda hayvan besleme hukuku üzerine konuştuk. Hayvan sahiplerini değil, hayvanların haklarını koruduğunu söyleyen Şenpolat pek çok hayvanseverin 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’ndan habersiz olduğu için zor durumda kaldığını söylüyor ve ekliyor: ‘Hayvanlara karşı açılan davaların altında komşuların kişisel problemleri ağırlıkta.’

n Apartmanda hayvan beslemeden önce ne yapmak gerekiyor?

- Her apartmanın bir yönetmeliği var, önce buna bakmak işleri kolaylaştırır. Bazı sözleşmelerde, çiftlik hayvanlarının evde beslenmesi yasaktır gibi bir madde yer alıyor. Çiftlik hayvanlarının içine kedi ve köpek de dahil! Bu madde varsa onun kaldırılması için çoğunluğu sağlamanın büyük faydası var. Çünkü bu maddeler değiştirilebilir. Bazen apartmanlarda bir daireye köpek alındıktan sonra komşular bu maddeyi ekleyebiliyor. Sonradan eklenmiş bir maddenin hiçbir geçerliliği yok.

n Ev hayvanlarının ne gibi hakları var?

- 5199 numaralı Hayvanları Koruma Kanunu’nun beşinci fıkrasında bakıma muhtaç olan hayvanların evden atılamayacağına dair bir uyarı var. Yani, ev hayatına alışmış, yaşlı ya da sağlık sorunları olan hayvanları sokağa atmak suç. Ama bırakın hayvan besleyenleri, hálá bu yasadan haberdar olmayan hukukçular bile var! Hayvanın tahliyesine karar verilebiliyorlar ama bir yanda da böyle bir yasa var. Evde baktığı hayvanı sokağa bırakan birine karşı şahitler bulur ve fotoğraf ya da kamera görüntüsü alabilirseniz bu kişi ile ilgili suç duyurusunda bulunabilirsiniz.

KÖPEĞİN YÜRÜRKEN ÇIKARDIĞI TIRNAK SESİNDEN RAHATSIZ OLAN VAR

n Türkiye’de apartmanda hayvan besleyenlere karşı açılan davalar en çok hangi şikayetlere dayanıyor?

- Gürültü ve tüy sorunu görünürde en sık rastlanan sebep. Fakat davalar araştırıldığında aslında komşuluk ilişkilerindeki terslikler ve bambaşka sebeplerden kaynaklanan problemler ortaya çıkıyor. Mesela, bir adam bir sitenin 10. katında köpek besliyor. Ne yandan, ne alttan hiçbir daireden şikayet yok. Fakat blokun zemin katında oturan komşusu köpeğin gürültüsü sebebiyle dava açıyor. Bu gibi davalara çok rastlanıyor ve altından mesela apartmanla ilgili bambaşka bir sorun olduğu çıkıyor. Birbirlerine kafayı takmış komşulardan biri hayvan besliyorsa, diğeri bu durumu hemen aleyhine kullanmaya kalkabiliyor. Bazıları köpeklerin yürürken çıkardığı tırnak sesinden bile şikayetçi olabiliyor.

n Hayvan sahibinin şikayetlere karşı zor durumda kalmaması için alabileceği önlemler var mı?

- Kedi ya da köpekle ilgili bir şikayet söz konusu olduğu zaman şikayetçi olan komşu genellikle önce belediyeye telefon açar. Hayvan sahibi olan komşu bilinçsizse, zabıtanın gelip hayvana el koyacağı endişesi taşır. Böyle bir hak yok. Hijyen kurallarını ihlal ediyorsanız zabıtanın sizi uyarma hakkı var. Apartman dairesinde 10’un üzerinde hayvan besleyenlerin elinden bile hayvan öyle el kol sallanarak alınamaz. Normal sayıda hayvan besleyenler içinse zabıtanın eve girip hayvanı dışarıya çıkarması gibi bir şey söz konusu değil. Bu konut ihlaline girer ve cezası var. Zabıta uyarısı alanların yapması gereken tek şey, hayvan ya da hayvanların aşı karnelerini, varsa eğitim sertifikalarını alıp size ait olduklarını göstermek, hepsi bu. Bu yüzden hayvan sahiplerinin ihmal etmemesi gereken en önemli şey aşı karnesine sahip olmak.

n Peki iş mahkeme boyutuna geldiğinde hayvan sahibinin aşama aşama ne yapması gerekiyor?

- Apartmanın diğer sakinlerinin hayvandan rahatsız olup olmadığına bakmalı. Sorun gürültüden kaynaklanıyorsa, gürültü tespiti için bilirkişi gelir. Burada köpek sahibinin dikkat etmesi gereken önemli ayrıntılar var. Gürültü tespiti, şikayetçi olanın dairesinden yapılır. Hayvanın havlaması sürekli olmadığı sürece, hayvan sahibi seyrek havlamalara itiraz etme hakkına sahip. Şikayetin geçerli olması için gürültünün sürekli ve belirli bir desibelin üzerinde olması gerekiyor. Mahkemenin temyiz aşaması da bitip, karar hayvanın tahliyesi doğrultusunda çıktığında hayvanın tahliyesi için bir icra kararı çıkıyor ve tabii hayvanla birlikte yıllarca ona bağlanmış olan sahibi de yeni bir ev bakmaya başlıyor.
HAYVANI ÖLDÜRÜLEN NE YAPACAK?

n Komşusunun beslediği hayvanı öldüren ya da kendi köpeğini başkasının kedi ve köpeğine saldırtanlar var. Bu şekilde mağdur olan kişinin hakları nedir?

- Bazı köpek sahipleri köpeklerini bilinçli olarak diğer köpek ve kedilerin üzerine salabiliyor, bunların hayvan beslememesi gerek. Ya da hayvan sevmeyen bazıları, komşusunun hayvanını zehirliyor ya da vuruyor. Hayvanı öldürülen biri suç duyurusunda bulunup, öldüren kişinin 4 aydan 3 yıla kadar hapis cezası almasını sağlayabilir. Bu yasada sahipli hayvanları öldürmekle ilgili ciddi yaptırımlar söz konusu. Hayvan sahipleri, öldürülen hayvanları için maddi ve manevi tazminat davası açma hakkına da sahipler. Unutulmaması gereken, yeterli delile sahip olmak ve davayı söz konusu hayvana değil, sahibine açtığınızı göz ardı etmemek. Ne olursa olsun, suçlu olan saldırgan köpek değil, onun sahibidir. Saldırıya uğrayan ya da saldırıyı gerçekleştiren köpeğin aşı, eğitim durumu, olay esnasında tasmasız olup olmadığı gibi noktalar da oldukça önemli.

n Bir genelleme yaparsak, hayvanlar aleyhine açılan davaların ne kadarını hayvan sahibi kazanıyor?

- Bundan 20 yıl öncesine kadar hayvan haklarına lüks gözüyle bakılıyordu. Türkiye’de son 20 yılda kazanılan haklar oldu hayvan hakları. O dönemde genelde tahliye kararları çıkardı, ancak şimdiki eğilim hayvanların tahliye edilmemesi yönünde. Hayvan sahibinin mahkemeye bilinçli çıkması çok önemli. 5199 numaralı kanundan birçok hakimin ve savcının haberi yok. Bu yüzden hayvan sahibinin bu yasayı mutlaka bilmesi lazım.

DAVALAR ÇEŞİT ÇEŞİT

Evcil hayvanlara karşı açılan davalar çoğunlukla köpeklerin evden tahliyesi isteğiyle açılıyor. Davalar içinde oldukça trajikomik olanları da var. Geçmiş yıllarda görülen bir davada, kalça kemiğindeki doğuştan problem yüzünden iki ayağı tutmayan beş kiloluk bir köpekten korktuğu için köpeğin tahliyesini isteyen şikayet sahibi tabii ki davayı kaybetmişti.

SALDIRGAN KÖPEĞİNİZİN HAKKI

Üretimi ve satışı ülkemizde yasaklanmış olan Pittbull’ların bile çok insani şekilde büyütülüp, aile köpeği haline getirilmiş olanları var. Pitbull, Rottweiler ve Japon Tosa ırklarının yeni yasa ile beslenmesi ve üretilmesi yasak. Pittbull’larını yasadan önce almış olanların bunu belgelemeleri gerekli. Ayrıca köpeğin eğitim seviyesini gösteren bir belgeye sahip olmaları da yaşanabilecek sorunlara karşı bir yarar sağlayabilir.Sırma GÜLBAHAR

ALINTIDIR

Çocuklar ve sokak hayvanları

Hayvan sevgisinin hayatımızı güzelleştirdiği, günlük yaşamın stres ve gerginliklerini üzerimizden atmada pozitif etkisinin olduğu son yıllarda bilim adamları tarafından ispatlandı. Özellikle hayvansever insanların neşeli, duygusal, yaşam ve insanlara karşı hoşgörülü olduğu biliniyor. Hayvan sevgisinin özellikle çocuklarda sorumluluk duygusunu geliştirdiğini, karşılıksız sevgiyi ve sosyal iletişimin gelişmesi üzerinde büyük oranda olumlu etkisinin olduğunu hepimiz yaşayarak görüyoruz. Hayvan sevgisine bu açıdan bakınca, küçük çocuklarımıza sokaktaki hayvanlara sevgi ile yaklaşmayı öğretmeliyiz. Bunu yaparken de çocuklara sakince, yavaş ve hayvanları ürkütmeden onlara nasıl davranmamız gerektiğini anlatmalıyız. Onlara yemek ve su verirken kendi kontrolümüzde çocukların elinden vermeliyiz. Özellikle üç-dört yaşında olan çocuklar hayvanlara bilinçsizce yaklaşırken, hayvanların korkarak ani tepkiler gösterip kazara ısırması veya tırmalaması (Bunda hayvanlara kötü davranan insanların rolü büyüktür) sık rastlanan durumlardır. Bu yaştaki çocuklar, arkadaşlarımızın kedi veya köpeklerine yaklaşıp sevmek isterken bile kendi kontrolümüzde sevdirmeliyiz. Sokaktaki kedi ve köpeklere biraz mesafeli ancak sevecen yaklaşmalıyız. Böylece ısırma ve tırmalama yolu ile bulaşma ihtimali olan mikrobik (virütik ve bakteriyel) hastalıklardan korunmuş olacaktır.

VETERİNER HEKİM ALİ ERKAN
Sabah gazetesinden alıntıdır

Konuşmuyor olabilirler ama hastalıklarını anlatıyorlar PAKO

[b]Konuşmuyor olabilirler ama hastalıklarını anlatıyorlar

Pako'nun Sayfası

Sabit bir noktayı boş bakışlarla izleyen bir köpek, sağ yana doğru yürüyen bir kedi...

Konuşamıyorlar, dertlerini kelimelerle anlatamıyorlar, başlarının ağrıdığını söyleyemiyorlar ama aslında küçüğünden büyüğüne tüm hastalıklarını fark edebilmemiz için bize bütün ipuçlarını veriyorlar. Köpeğimizin kuyruğunu sallayarak bizi oyuna davet ettiğini, kedimizin ise sinirli olduğu zaman kuyruğunu salladığını biliyoruz. Beden dilleri, sağlık durumları ile ilgili de hayati önem taşıyan ipuçları veriyor. Yaşadıkları birçok rahatsızlık davranışlarına yansıyor. Hastalandıklarında ağlamasını, inlemesini beklemek sadece zaman kaybı. Çünkü hayvanlar, insanların aksine, hastalıklarını belli etmek istemiyorlar. Ev hayvanlarında en sık görülen rahatsızlıkları zamanında fark edebilmeniz için küçük bir rehber hazırladık.

ATEŞİ ÇIKINCA SERİN YERE YATAR

Kedi ve köpekte ateşin en büyük belirtileri iştahsızlık, düşkünlük ve halsizlik. Ateşini düşürmeye çalışan kedi ve köpekler içgüdüsel olarak serin yerlere uzanmayı tercih ediyorlar. Ateşten halsizleşen hayvan, sahibinin kucağı ya da koltuk ve masa altları gibi güvenli bulduğu yerlere sığınır. Birçok hastalığın başlangıcı olabilecek ateşin yükseldiğinde, kuyruk ve kulaklar geriye düşer. Hayvanın koltuk altı ve karın gibi tüy yoğunluğunun seyrek olduğu bölgelerden çıplak elle ateş hissedilebilir.

KARNI AĞRIYORSA KENDİNİ SEVDİRMEYEBİLİR

Kedi ve köpeklerde şiddetli olmayan ağrılar davranış ve duruşlarından çok hayvanın karın bölgesine yapılan baskı ile anlaşılır. Karın ağrısı şiddetliyse hayvan yemek istemez ve serin yerlerde karın üstü yatmayı tercih eder. Sırtını kambur tutarak karna olan baskıyı azaltmaya çalışır ve karnına dokunulmasına izin vermez. Karın ağrısı çeken bir hayvanın karın kasları hareket etmediği için solunumu sırasında sadece göğüs kaslarının hareket ettiğini görürüz. Bazı karın ağrılarında ise ayaklar kenarlara doğru açılır ve o şekilde hareket edilir. Kedi ya da köpeğin bakışları donuklaşır ve belli bir noktaya dalarlar.

BAŞINI EĞDİĞİ YÖNÜN TERSİNDEKİ KULAĞI AĞRIYOR DEMEKTİR

Kedi ve köpeklerde en sık görülen rahatsızlık olan kulak ağrıları öncelikle akıntı ile kendini belli eder. Akıntı içeride kalıyorsa, kötü kokan bir kulak da probleme işarettir. Kulağı ağrıyan hayvan başını ağrımayan tarafa doğru eğerek dolaşır. Özellikle köpekler kulaklarına yabancı bir cisim kaçtığında başlarını şiddetli bir şekilde sık sık sağa ve sola sallarlar. Oldukça rahatsız edici olan kulak ağrısı hayvanda agresif davranışlara da sebep olur.

DİŞİ AĞRIYORSA YEMEK YEMEZ

Diş ağrısı hayvanlarda dışarıdan bakılarak en kolay tespit edilen rahatsızlıktır. Dişi ağrıyan hayvan yemek yemek istemez, acıktığında yemeğini ağzına alır ve yiyemeden geri çıkartır. Diş ağrısı yüzünden yutkunma güçlüğü çektikleri için salya akıntısı görülür. Çürük diş ağızda enfeksiyona sebep olduğu için ağız bölgesi kızarır ve kötü koku oluşur. Köpekler yemek yemenin ağrı verdiğini gördükten sonra şartlanarak yemeği görünce kaçarlar.

ÇARPIK YÜRÜYÜŞ HAYRA ALAMET DEĞİL

İdrar yollarının tıkanması durumunda hayvan idrarını yaparken ağrı duyacağı için ya az yapar ya da hiç yapmaz. Ağrı nedeniyle çarpık yürüyüş, belli bir yöne eğik yürüyüş gibi anormallikler görülür. Bazı böbrek hastalıkları da idrar yollarını etkiler. Bu tip hastalıklarda bazen aşırı idrara çıkma görülür. Bazen de idrarda kan gözlenir.
[b]TUVALET PROBLEMİ PSİKOLOJİK RAHATSIZLIĞIN İŞARET OLABİLİR

İştahsızlık, keyifsizlik, çevreye ve sahibine karşı ilgisizlik veya saldırganlık psikolojik sorunların temel işaretleri. Tuvalet alışkanlığında değişkenlik ve düzensizlik de stres altındaki hayvanların en sık verdiği tepki. Kedi ve köpekler psikolojik bozukluk yaşadıklarında kuyruklarını kovalayıp daireler çizer, kuyruklarını yer ve kendi ayaklarını kemirirler. Takıntılı bir şekilde belli bir bölgeyi kaşıma ve yalama, olduğu yerde sıçrama, gıda olmayan maddeleri yeme ya da kemirme de en sık rastlanan belirtilerden.

YAZIN BUNLARA DİKKAT

Kedi ve köpeklerin yazın balkon, araba gibi kapalı ve güneş ışığına direkt maruz kaldıkları yerlerde bırakılması ölümcül sonuçlara yol açıyor. Aşırı ısı karşısında terleyemediği için sıcaktan yoğun olarak etkilenen hayvanların mutlaka hava sirkülasyonu olan bir yerde tutulması gerekiyor.

Özellikle uzun kulaklı köpekler yazın kulaklarına pisi otu kaçması sonucu büyük acı çekiyor ve sağır olma riskiyle bile karşı karşıya kalabiliyorlar. Yazın bahçe, park ve ormanlarda gezdirilen köpeklerin dolaştırıldığı yerlere dikkat etmek gerekiyor. Sık rastlanan bir yaz problemi olan pisi otunun köpeğin kulağına kaçması halinde kesinlikle veteriner tarafından çıkarılması gerekli.

Isınan havalarda pire ve kenelerin sebep olduğu hastalıkların önüne ancak düzenli damla kullanarak geçmek mümkün.

Denize giren köpeklerin çıktıktan sonra temiz suyla yıkanması köpeğin cilt sağlığı için büyük önem taşıyor. İhmal etmeyin.

Açık renk tüylü köpeklerde güneş yanıkları riskine karşı köpek gündüz saatlerinde mümkün olduğunca güneşten uzak tutulmalı.

Sırma GÜLBAHAR sgulbahar@hurriyet.com.tr

ALINTIDIR

VETERİNER SEÇİMİ

VETERİNERİMİZ NASIL OLMALIDIR


Sevgili dostunuzun yada sokaktaki dostlarımızın sağlıklı olması hem sizi, hem de dostlarımızı mutlu edecektir. Uzun ve sağlıklı bir ömrün yolunu veteriner hekiminizle birlikte çizeceksiniz. Sizin kadar veteriner hekimizin de dostlarımızı sevmesi ve anlaması gerekir.


Sevgi, anlayış, ilgi ve bilgi sizin kriterleriniz arasında yer almalıdır.Bu seçimi yaparken, en doğrusunun kedinizin sizinle birlikteliğinin ilk günlerinden itibaren aynı hekimin gözetiminde bulunması olduğu düşüncesiyle hareket edin ve ihtiyaçlarınıza uygun hekimi bulmak için kedinizin bir sağlık sorunu yaşamasını beklemeyin. Bu konuda sıkça yapılan hataların başında, belli kriterlere uyup uymadığı gözetilmeksizin rutin kontroller ve uygulamalar için eve en yakın ya da fiyatları en cazip olan kliniği tercih etmek gelir. Oysa ki bu rutin muayeneler ve uygulamalar kedinizin sağlığını korumak yolundaki en önemli adımlardır. Dahası, kedinizin bir sağlık sorunu yaşaması halinde başvuracağınız veterinerin kedinizin tıbbi geçmişini bilmesi, daha önce geçirdiği hastalıklar ve uygulanmış tedaviler hakkında bilgi sahibi olması büyük önem taşır.

Hem veteriner kliniği, hem de hekim seçimi ile ilgili dikkat etmeniz gereken püf noktalar özetle şöyle sıralanabilir:

*Öncelikle seçtiğiniz kişinin bir veteriner hekim diplomasına sahip olduğundan emin olun. Muayenehane veya kliniğin kolaylıkla görünür bir yerinde veteriner hekimin diploması ve işyerine ait ruhsat bulunmalıdır. Eğer bunu göremiyorsanız sormaktan çekinmeyin. Bir veteriner kliniği mutlaka veteriner hekimler odasına kayıtlı olmalıdır. Hekimler odası , yaptığı denetimlerle, özellikle klinik şartlarına uygunluk ve bir çok şart aradığı için sadece onaylı yerler güvenilir yerlerdir. Onaysız yerler kanuni olmadığı için ileride hukuken hak iddia edemezsiniz.


*Hayvanınızı sizin kadar sevip değer verdiğini gözlemlerinizle anlayabilirsiniz.


*Beşeri hekimlikte olduğu gibi hekiminize güvenmelisiniz. Aile hekiminiz gibi hayvanınızı tanıyan bir hekiminiz olması her zaman idealdir. Size güven vermeyen bir hekimle çalışmanız ilerde problem yaratabilir. Hekim size kendisini ve teşhislerini doğru dille ifade edebilmelidir.


* Klinik temiz ve düzenli olmalı, hasta kabulü ve muayene için ayrı bir bölüm bulunmalıdır. Kötü kokan, havasız, hijyen kurallarına uymayan kliniklerden uzak durun.


*Kliniğin tüm bölümlerini görmeyi talep edin. Hasta kabul bölümündeki gösterişli ve şık dekorasyonun gözünüzü boyamasına izin vermeyin.


*Seçtiğiniz klinik haftanın her gününde ve günün her saatinde kolaylıkla ulaşılabilecek bir yerde olmalıdır. Özellikle geceleri ya da hafta sonları sizin için ulaşım sorunu olabilecek klinikleri tercih etmeyin.


*Klinik haftada yedi gün 24 saat açık değilse bile, veteriner hekiminiz acil durumlarda ulaşılabilir olmalıdır. Sağlık sorunları mesai saatleriyle sınırlı olmadığı için, mesai saatleri dışındaki acil durumlarda da size hızlı bir şekilde yanıt verecek bir veteriner hekim seçin.


*Klinik olası her türlü sağlık sorununa karşı donanımlı olmalı, eğer veremediği hizmetler varsa bu hizmetleri almanız için sizi doğru yere yönlendirebilmelidir.


*Klinikte birden fazla veteriner hekim çalışıyorsa, bu hekimler arasında seçim yapma olanağınız olmalı ve gerektiğinde kedinizle her seferinde aynı veteriner hekim ilgilenebilmelidir.