BANNERLERİM

küresel ısınma

FOK KATLİAMINA DUR DEYİN!

Stop the Seal Slaughter
Related Posts with Thumbnails
HAYVANSAĞLIĞI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
HAYVANSAĞLIĞI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Kasım 2009 Cumartesi

Sevgili dostlarımızın yasak yiyecekleri

1-ŞARKÜTERİ(Salam,Sosis,Sucuk,Pastırma)

2-ACILI VE BAHARATLI YEMEKLER

3-SÜT,BEYAZ PEYNİR ,KAŞAR

4-KEMİK,TAVUK KEMİĞİ VE DERİSİ

5-TEREYAĞLI YEMEKLER

6-ÇİKOLATA VE TATLI

7-KURUYEMİŞ

8-PATLICAN,PATATES,DOMATES

9-FAZLA PROTEİN

GÜZELBAHÇE VETERİNER KLİNİĞİ DR.ALİ ERKAN'DAN ALINTIDIR
Köpeğiniz sürekli patilerini mi yalıyor?

Pako'nun Sayfası

Köpeğiniz patilerini sürekli olarak ve şiddetli bir şekilde yalıyorsa deri problemleri ile karşılaşabilirsiniz.

Gittikçe daha sık rastlanan bu problem genellikle ön patilerin alt bölgelerinde ortaya çıkar. Köpeğin sürekli olarak bu bölgeyi şiddetli bir şekilde yalaması sonucunda önce buradaki tüyler dökülür, sonra deri kalınlaşmaya başlar. Yalamanın devam etmesiyle birlikte zaman içinde yaralar oluşabilir. Yaraların kaşınması ile yalama şiddetlenir, yalama artınca yaralar kötüleşir ve problem bir kısır döngü şeklinde devam eder.

Bu problem birçok köpek ırkında görülebilir ama Doberman, Pincher, Labrador Retriever, Golden Retriever, Great Dane, İrlanda Seteri, Alman Çoban Köpeği ve Boxer gibi büyük ırk köpeklerde çok daha sık ortaya çıkmaktadır.

Ayak bölgesini yalamaya bağlı deri problemleri eğer herhangi bir sağlık sorunundan kaynaklanmıyorsa, köpeğin o bölgeyi yalayarak kendini mutlu hissetmesini sağlayan ve yalama sırasında salgılanan endorfin hormonunun olduğu düşünülüyor. Endorfin hormonunun etkisiyle kendisini iyi ve mutlu hisseden köpek, ayaklarını yalama huyu edinebilir.

Ön ayaklarda görülen alerjiler, deri parazitleri, mantar enfeksiyonları, eklem problemleri, travmalar, ayağa batan küçük yabancı cisimler, tümörler ve bazı sinir sistemi hastalıkları da sürekli olarak köpeğin patilerini yalamasına ve aynı problemin ortaya çıkmasına neden olur. Sıkılma, stres ve ayrılık kaygısı gibi psikolojik sorunlar da sürekli yalama huyu ortaya çıkarabilir.

Deride oluşan problemlerin tedavisi ve bu huyun giderilmesi için mutlaka veteriner hekiminize danışmalısınız. Hastalığın tedavisinde en etkili yöntem, şiddetli yalamaya yol açan gerçek sebebin tedavi edilmesi. Elizabeth tasması gibi köpeğin ayaklarını yalamasını engelleyen yakalıklar ve köpeğin yalamasını engelleyen kötü tatlı spreyler köpeğin o bölgeyi yalamasını önleyerek rahatsızlığın artmasını engeller. Psikolojik kaynaklı ayak yalama problemlerinde veteriner hekiminizin vereceği bir anti-depresan kullanmanız gerekebilir.

ALINTIDIR

Rahim iltihabını önlemek için dişi kedinizi kısırlaştırın

Rahim iltihabını önlemek için dişi kedinizi kısırlaştırın



Pako'nun Sayfası

30.05.2009





Kısırlaştırılmamış dişi kedilerde sık karşılaşılan hastalıklardan birisi, rahim iltihabı olarak bilinen pyometradır.

Genellikle kızgınlık (çiftleşme dönemi) döneminin ardından, 2-3 ay sonra belirtileri ortaya çıkan bu hastalığın oluşmasında enfeksiyon etkenleri kadar hormonlarla ilgili problemler de önemli rol oynar.
Önce rahim duvarında kalınlaşma ve kistler meydana gelir. Bu kistlerden salgılanan sıvılarla rahimin içinde önemli ölçüde sıvı toplanmaya başlar. Bakterilerin de serviksi geçerek rahime ulaşmasıyla hastalık şiddetlenir ve belirtiler artar. Normalde kurşun kalem inceliğinde olan rahim, 10 -15 kat kadar büyüyebilir. Hastalık devam ederken en dikkat çeken bulgu, kedinin akıntıdan dolayı o bölgeyi daha fazla yalaması ve temiz tutmaya çalışmasıdır.
Hastalığın belirtileri vulvadan gelen sarı beyaz renkli, bazen de kanlı akıntı, karın bölgesinde gerginlik ve büyüme, kusma, iştahsızlık, halsizlik ve bazen de vücut ısısının yükselmesidir. Hastalığın çok şiddetlendiği ve tedavi edilmediği durumlarda rahim yırtılıp içerdeki sıvı karın boluğuna boşalabilir. Bu durum çok sık görülmemekle birlikte ölüme neden olabilir. Hastalığın tedavi edilmediği durumlarda böbrek harabiyeti de ortaya çıkabilir ve bu da kedi için öldürücüdür.
Hastalığın tedavisi veteriner hekiminizin belirleyeceği uygun ilaç uygulamalarını ve kedinin kısırlaştırılmasını kapsar. Dişi kedileri rahim iltihabından korumanın en iyi yolu onları vaktinde kısırlaştırmaktır.


PAKODAN ALINTIDIR

Kedi ve köpeklerde tetanos hastalığı

Tetanos mikrobu bir çeşit bakteridir ve yara yoluyla vücuda girip çoğalarak hastalığı oluşturur. Köpek ve kedilerin bu hastalığa, insan ve atlara oranla çok daha az hassas olduğu bilinmektedir. Bu sebepten köpek ve kedilerde çok az görülür. Tetanos mikrobu daha çok nemli toprakta olmak üzere her yerde bulunabilir. Vücuda herhangi bir yaradan geçer. Tetanos mikrobu vücuda bulaştıktan sonra 7-10 gün içinde, yara bölgesindeki kaslarda sertleşme başlar. Sonra tüm vücuda yayılır ve hayvan yürüyemez hale gelir. Bunu takiben hastada ateş yükselir, deri kırışır ve çene kilitlenir, hayvan yemek yiyemez. Hastalığın tedavi sonucu, vücuda yayılma oranına bağlı olarak değişir. Erken teşhiste tedavi edilmesi mümkündür. Hastalığın koruma amaçlı aşısı vardır, fakat köpek ve kedilerde koruma amaçlı aşıya gerek yoktur. Ayrıca kedi ve köpeklerdeki tetanos insana bulaşmaz.
Sabah gazetesi ALİ ERKAN VETERİNER HEKİM
alıntıdır

Acil durumlarda ne yapmalıyız?

Ani kazalara çoğunlukla kedi ve köpeklerin bir yaşına kadar olan büyüme dönemlerinde rastlarız. Bu dönemde yavru köpek ve kediler her şeyi kendi oyuncakları sanıp oynamaya başlarlar. En tehlikelisi elektrik ve telefon kablolarıdır; bunları kemirerek elektrik çarpmasına sebep olabilirler. Kabloları kamufle ederek önlem alabiliriz. Evde ulaşabildikleri yerde bulunan ilaçlar, kimyasal temizlik maddeleri, özellikle çoğu evlerde hazırda bulunan çamaşır sulu temizlik kovaları en sık rastlanan kaza nedenlerinden. Bazı hayvanlar çamaşır suyunun kokusunu sever, içerek zehirlenir ve kusma, kanlı ishal olur. Hatta fark edilmeyip içmeye devam ederse bağırsak düğümlenmesine sebep olabilir. Evde çocuk varsa onun oyuncaklarını (misket, silgi gibi yutabileceği plastik malzemeler) kendi oyuncağı sanıp oynarken yutup, bağırsak tıkanmasına sebep olurlar. Bu dönemde hayvanı eğiterek bu oyuncakların kendi oyuncakları olmadığını öğretmeliyiz. Kediler; özellikle ucunda iplik taşıyan iğnelerle oynarken iğneleri yutarak mide veya bağırsağa saplanmasına sebep olurlar. Bu tür kazalar çoğu zaman gözden uzak geliştiği için hayvan sahipleri tarafından geç fark edilebilir. Ağır sonuçlar oluşmadan en ufak rahatsızlıkta veteriner hekime başvurmalısınız. Elektrik çarpması, toksik maddeler veya bazı ilaçların oluşturduğu ani solunum güçlüğü ve kalp atışlarındaki düzensizliklerde paniğe kapılmadan hayvanı yan yatırıp boynunu düz uzatarak, ağzını açıp dilini hafifçe dışarı çekerek solunum yolunu açık tutmalısınız. Solunumu durmuş ise avucunuzun içi ile göğsüne hafif bastırarak dakikada 20 adet ritmik hareket yapmalı, solunumu tekrar başlatıp hemen veteriner hekiminize ulaşmalısınız.

VETERİNER HEKİM ALİ ERKAN
sabah gazetesinden alıntıdır

Erkek Kediniz İdrarını Yapamıyorsa Dikkat!

Erkek Kediniz İdrarını Yapamıyorsa Dikkat!

erkek kedilerde daha çok görülen idrar yollarının taşla tıkanması önemsenmezse ölümle bile sonuçlanabiliyor dişilerde nadir görülüyor eğer kediniz çiş kumuna gidip gidip geri dönüyorsa çiş kumunda oturuyorsa acı acı miyavlıyorsa eğilip devamlı pipisini yalamaya çalışıyorsa hiç vakit kaybetmeden vet. götürün eğer geç kalınırsa idrar kana karışıyor ve kurtuluş oldukça zor oluyor ilerlemiş belirtileri ateş, kusma acı acı miyavlama sık nefes alma kısırlaştırılmış yada kısırlaştırılmamış kedilerdede görülebiliniyor bu rahatsızlık bir zaman sonra kendini tekrarlıyabiliyorda kediniz üzerindeki gözleminiz çok önemli bunu kendi bünyeleride yapabiliyor yedirdiğimiz kuru mamalarda bu konuda siz hayvan dostlarını uyarmayı istedim ben bu problemi çok yaşadım sizlerin yaşamaması dileğiyle sizlere ve bütün hayvan dostlarımıza sağlıklı ömürler dilerim

FIP FELİNE INFECTİOUS PERİTONİTİS

FIP bilimsel tanısı (adı konulmadan) 1914 yılına kadar görülmüştür, ancak ilk kez 1963 yılında Dr. Jean Holzworth tarafından rapor edilmiştir.

FIP, kedilerin bağışıklık sistemine etki eden bir hastalıktır. FIP adı “feline infectious peritonitis” virüsünün adının ilk harflerinden oluşan bir kısaltmadır. Feline infectious peritonitis, corona virüsünün mutasyona uğramasından türer.

FIP, kedilerde görülen ölümcül bir hastalıktır, kesin tedavisi yoktur. Kesin tanı otopsi sayesinde konulabilir. Yüksek güvenilirlikli tanı için birçok test yapılması gerekir. FIP'in tanısında kullanılan testlerde bazı durumlarda hatalı sonuçlar alınabilir. Uzmanlar, çok gerekli olduğunda hayvanı "uyutma" kararı verebilir.

FIP hastalığının diğer hayvanlara ve insanlara geçtiği konusunda hiçbir tıbbi bulgu yoktur. Bununla birlikte hastalık kedigilller ailesi içinde bulaşıcıdır, evcil kedilerde görüldüğü gibi vahşi kedilerde de görülmektedir.

Hastalığın epidemiyolojisi

Hastalık, kedilerin 6 ile 23 ay arası yavrularında ve 5-13 yaş arası yetişkinlerinde daha çok görülür ve kedi 14 yaşın üzerine çıktığında risk daha da artar. Bununla birlikte her yaşta görülme olasılığı vardır. Kediler arasında bulaşma riski kapsamında bulaşma olasılığı vardır. Kesin bulgu yoktur ama olasılık dahilindedir.

Cinsiyet, hastalık olasılığını etkilemez. Irk açısından bakılacak olursa büyük farklılıklar olmamasına rağmen bağışıklık sistemi güçlü ırklarda daha az görülür.

Kedil bulaşan peritonit, (Felin infection peritonitis (Pleuritis) = FIP), kedilerin bağışıklık sistemini etkileyen bir hastalıktır.
[justify]Corona (korona) virüsü
[img]http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/7/7e/Vis2.jpg/170px-Vis2.jpg[/img]
Coronaviridae ailesinden hayvan ailelerinde bulunan bir RNA virüsüdür. Solunum, sindirim ve boşaltım organlarını etkileyen virüs daha çok ilkbahar ve sonbaharda etkindir. Aslında Corona virüsü kedilerin sıklıkla karşılaştığı bir virüstür. Mutasyona uğramadan öldürücü olma riski neredeyse yok gibidir. Virüs kediden kediye temas yoluyla geçer, yayılma yoluysa genelde dışkıdır. Kedilerin neredeyse yarısı bu virüsle hayatlarında bir kez karşılaşırlar. Bu oran kedilerin toplu yaşadığı yerlerde daha da artar. Tanı testlerinde ise kedilerin metabolizmalarının virüse karşı oluşturduğu metabolik maddeler [antibody düzeyi (titer seviyesi)] ölçülebilir. Belirtiler genelde ateş, ishal ve halsizlik şeklinde olur. Ama neredeyse yüzde yüze varan oranlarda kediler bu virüsün hastalığını yenebilirler. Virüsün yayılması genelde "dışkılama > dışkıyla temas > tüy yalama" şeklinde olur. Düşük bir olasılık da olsa hava yolu da bulaşma yolları arasındadır. Corona virüsünün kedilerin rahatça atlattığı bu hastalığı, virüsün mutasyon geçirmesiyle ölümcül FIP'e dönüşür.

Bilimsel görüşlere göre Corona virüsü %2 ila %10 oranlarında FIP virüse dönüşür (FIPV). Bu mutasyonun nasıl gerçekleştiğine dair viroloji bilimi kesin veri sunamamaktadır. Şu halde Corona virüsünü kapan kedilerin %92-%98'i basit belirtilerle hastalığı atlatırken geri kalanlarda hastalık öldürücü FIP'e çevirmektedir. FIP virüsü FIP hastalığına neden olur



Belirtileri
ıslak FIP, ıslak FIP hastası bir kedinin röntgeni:
1 sıvı nedeniyle belirsiz tonlanma, 2 kalp (sınırlar belirsiz), 3 soluk borusu, 4 akciğer (belli kısımları hava alan), 5 karaciğer, 6 karın, 7 bağırsak


FIP'te genel olarak aşağıdaki belirtiler görülür. Ama bu belirtilerin görülmesi FIP tanısının konulabilmesi için yeterli değildir:

* İştahsızlık ve kilo kaybı
* Ateş
* Halsizlik ve durgunluk
* Karın bölgesinin şişmesi
* Görme sorunları, gözün sulanması ve gözde renk değişimi
* Solunum sorunları ve nezle
* Denge sorunları
* Genel psikolojik durumda değişme, mutsuz ifade



Tanısı
FIP, hastalık yayılmış doku



Tanı, otopsi haricinde kesin olarak konulamaz. Ancak birden çok yapılan testlerin herbiri için güvenilirlik artacaktır. En sık kullanılan testler kan testleridir:

1. Kan testi: Bu test kanda Corona virüsü ile ilgili molekülleri araştırır. Testte, titer seviyesinin 3.200'ün üstünde olması hastalıktan şüphelenme nedenidir. Ancak kan değerlerindeki oynama nedeniyle belli bir süre sonunda test tekrarlanmalıdır. Ayrıca test kedinin Corona virüsü ile bulaşık olup olmadığı hakkında bilgi verir, yani virüsün mutasyon geçirip FIP olduğu ya da geçirmediği hakkında bilgi vermez.
2. Elisa testi*: Bir tür kan testi
3. RT-PRC testi*: Dışkı ve ağız içi mukoza testi
4. FA testi*: Doku ve karın içinde biriken sıvı için test
5. Karında biriken suyun incelenmesi: Islak FIP'te (bkz: hastalık türleri) karında biriken sıvıyı inceler. Sıvıda protein oranının 35 g/L'yi geçmesi ve albümin/globulin'in %50'den büyük olması şüphelenme sebebidir. Hastalık sebebiyle karında biriken sıvı karakteristik olarak, kıvamlı, sarı ve bulanıktır.
6. Röntgen ve ultrason: Karında biriken sıvının ve bölgenin belirlenmesinde kullanılır.
7. Otopsi: Kedi öldükten sonra kesin tanı için yapılır. Amaç, ölen kediyle birlikte yaşayan kedilerin risk durumunu belirlemek olabilir.

(*Bu üç testte de birinci testte olduğu gibi söz konusu bölgede "antibody (dolaylı: titer)" düzeyi araştırılır.

Hastalığın türleri
Islak FIP'de karında biriken sıvının çekildiği bir şişe

Alyuvarlara yerleşen virüs tüm vücudu sarar. Bağışıklık sistemini çökertir. İki çeşidi vardır:

* Islak FIP:

Kuru FIP'e göre daha öldürücüdür ve kediye daha çok rahatsızlık verir. Kan damarlarında yaptığı deformasyonla sıvının karın bölgesinde ve dokularda birikmesine sebep olur. Akciğer üzerine basınç olduğundan bu sıvı ara ara alınabilir.

* Kuru FIP:

Hastalığın, ıslak FIP'e göre daha yavaş ilerleyen, daha zor gözlemlenen türüdür. İştahsızlık, kilo kaybı, tüy renginde kalitesizleşme, burun renginde açılma, belirtiler arasındadır. Belirtiler yavaş geliştiğinden ve nispeten hafif olduğundan tanı zor konur. Gözlerde de hasara sebep olabilir.

Tedavisi
Hastalığın kesin tedavisi yoktur. Belki hasta kedinin daha uzun ve rahat yaşaması sağlanabilir. Çalışmalar devam etmektedir. Bağışıklık sistemi güçlendiriciler, interferonlar, vitamin kürleri (özellikle C vitamini), antibiyotik desteği en önemli tedavi araçları arasındadır.

Islak FIP'te karında biriken suyun zaman zaman alınması kedinin solunumunu rahatlatabilir. Veteriner hekimin bilgisi dahilinde doğal ürünler denenebilir.

Korunma



İyileşme

Kedinin hastalığından otopsi yapılmadan emin olunamaz, bu yüzden de hasta olduğu sanılan kediler de bile en son olarak ötenazi düşünülmelidir. Veterinerle birlikte hastalığın ilerlemiş evrelerinde ötenaziyi tartışılmalıdır.

Hasta kedinin iyileştiği bazı durumlar vardır ama kedinin hastalığa sahip olup olmadığı kesin bilinmediğinden emin olunamamaktadır.


KAYNAKLAR

WİKİPEDİ
* www.hopeforfip.org
* www.kedimveben.com











Konuşmuyor olabilirler ama hastalıklarını anlatıyorlar PAKO

[b]Konuşmuyor olabilirler ama hastalıklarını anlatıyorlar

Pako'nun Sayfası

Sabit bir noktayı boş bakışlarla izleyen bir köpek, sağ yana doğru yürüyen bir kedi...

Konuşamıyorlar, dertlerini kelimelerle anlatamıyorlar, başlarının ağrıdığını söyleyemiyorlar ama aslında küçüğünden büyüğüne tüm hastalıklarını fark edebilmemiz için bize bütün ipuçlarını veriyorlar. Köpeğimizin kuyruğunu sallayarak bizi oyuna davet ettiğini, kedimizin ise sinirli olduğu zaman kuyruğunu salladığını biliyoruz. Beden dilleri, sağlık durumları ile ilgili de hayati önem taşıyan ipuçları veriyor. Yaşadıkları birçok rahatsızlık davranışlarına yansıyor. Hastalandıklarında ağlamasını, inlemesini beklemek sadece zaman kaybı. Çünkü hayvanlar, insanların aksine, hastalıklarını belli etmek istemiyorlar. Ev hayvanlarında en sık görülen rahatsızlıkları zamanında fark edebilmeniz için küçük bir rehber hazırladık.

ATEŞİ ÇIKINCA SERİN YERE YATAR

Kedi ve köpekte ateşin en büyük belirtileri iştahsızlık, düşkünlük ve halsizlik. Ateşini düşürmeye çalışan kedi ve köpekler içgüdüsel olarak serin yerlere uzanmayı tercih ediyorlar. Ateşten halsizleşen hayvan, sahibinin kucağı ya da koltuk ve masa altları gibi güvenli bulduğu yerlere sığınır. Birçok hastalığın başlangıcı olabilecek ateşin yükseldiğinde, kuyruk ve kulaklar geriye düşer. Hayvanın koltuk altı ve karın gibi tüy yoğunluğunun seyrek olduğu bölgelerden çıplak elle ateş hissedilebilir.

KARNI AĞRIYORSA KENDİNİ SEVDİRMEYEBİLİR

Kedi ve köpeklerde şiddetli olmayan ağrılar davranış ve duruşlarından çok hayvanın karın bölgesine yapılan baskı ile anlaşılır. Karın ağrısı şiddetliyse hayvan yemek istemez ve serin yerlerde karın üstü yatmayı tercih eder. Sırtını kambur tutarak karna olan baskıyı azaltmaya çalışır ve karnına dokunulmasına izin vermez. Karın ağrısı çeken bir hayvanın karın kasları hareket etmediği için solunumu sırasında sadece göğüs kaslarının hareket ettiğini görürüz. Bazı karın ağrılarında ise ayaklar kenarlara doğru açılır ve o şekilde hareket edilir. Kedi ya da köpeğin bakışları donuklaşır ve belli bir noktaya dalarlar.

BAŞINI EĞDİĞİ YÖNÜN TERSİNDEKİ KULAĞI AĞRIYOR DEMEKTİR

Kedi ve köpeklerde en sık görülen rahatsızlık olan kulak ağrıları öncelikle akıntı ile kendini belli eder. Akıntı içeride kalıyorsa, kötü kokan bir kulak da probleme işarettir. Kulağı ağrıyan hayvan başını ağrımayan tarafa doğru eğerek dolaşır. Özellikle köpekler kulaklarına yabancı bir cisim kaçtığında başlarını şiddetli bir şekilde sık sık sağa ve sola sallarlar. Oldukça rahatsız edici olan kulak ağrısı hayvanda agresif davranışlara da sebep olur.

DİŞİ AĞRIYORSA YEMEK YEMEZ

Diş ağrısı hayvanlarda dışarıdan bakılarak en kolay tespit edilen rahatsızlıktır. Dişi ağrıyan hayvan yemek yemek istemez, acıktığında yemeğini ağzına alır ve yiyemeden geri çıkartır. Diş ağrısı yüzünden yutkunma güçlüğü çektikleri için salya akıntısı görülür. Çürük diş ağızda enfeksiyona sebep olduğu için ağız bölgesi kızarır ve kötü koku oluşur. Köpekler yemek yemenin ağrı verdiğini gördükten sonra şartlanarak yemeği görünce kaçarlar.

ÇARPIK YÜRÜYÜŞ HAYRA ALAMET DEĞİL

İdrar yollarının tıkanması durumunda hayvan idrarını yaparken ağrı duyacağı için ya az yapar ya da hiç yapmaz. Ağrı nedeniyle çarpık yürüyüş, belli bir yöne eğik yürüyüş gibi anormallikler görülür. Bazı böbrek hastalıkları da idrar yollarını etkiler. Bu tip hastalıklarda bazen aşırı idrara çıkma görülür. Bazen de idrarda kan gözlenir.
[b]TUVALET PROBLEMİ PSİKOLOJİK RAHATSIZLIĞIN İŞARET OLABİLİR

İştahsızlık, keyifsizlik, çevreye ve sahibine karşı ilgisizlik veya saldırganlık psikolojik sorunların temel işaretleri. Tuvalet alışkanlığında değişkenlik ve düzensizlik de stres altındaki hayvanların en sık verdiği tepki. Kedi ve köpekler psikolojik bozukluk yaşadıklarında kuyruklarını kovalayıp daireler çizer, kuyruklarını yer ve kendi ayaklarını kemirirler. Takıntılı bir şekilde belli bir bölgeyi kaşıma ve yalama, olduğu yerde sıçrama, gıda olmayan maddeleri yeme ya da kemirme de en sık rastlanan belirtilerden.

YAZIN BUNLARA DİKKAT

Kedi ve köpeklerin yazın balkon, araba gibi kapalı ve güneş ışığına direkt maruz kaldıkları yerlerde bırakılması ölümcül sonuçlara yol açıyor. Aşırı ısı karşısında terleyemediği için sıcaktan yoğun olarak etkilenen hayvanların mutlaka hava sirkülasyonu olan bir yerde tutulması gerekiyor.

Özellikle uzun kulaklı köpekler yazın kulaklarına pisi otu kaçması sonucu büyük acı çekiyor ve sağır olma riskiyle bile karşı karşıya kalabiliyorlar. Yazın bahçe, park ve ormanlarda gezdirilen köpeklerin dolaştırıldığı yerlere dikkat etmek gerekiyor. Sık rastlanan bir yaz problemi olan pisi otunun köpeğin kulağına kaçması halinde kesinlikle veteriner tarafından çıkarılması gerekli.

Isınan havalarda pire ve kenelerin sebep olduğu hastalıkların önüne ancak düzenli damla kullanarak geçmek mümkün.

Denize giren köpeklerin çıktıktan sonra temiz suyla yıkanması köpeğin cilt sağlığı için büyük önem taşıyor. İhmal etmeyin.

Açık renk tüylü köpeklerde güneş yanıkları riskine karşı köpek gündüz saatlerinde mümkün olduğunca güneşten uzak tutulmalı.

Sırma GÜLBAHAR sgulbahar@hurriyet.com.tr

ALINTIDIR